12 Ara 2020

Prof. Dr. Jeffrey D. Sachs: “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının lşığında Dayanışma ve Ortaklıklar”

Amerika, Türkiye ve tüm dünya ülkeleri olarak hepimiz olağanüstü bir krizin içindeyiz. Bütün ülkeler bugün COVID19 ile mücadele ediyor. Bu mücadele bile başlı başına bizlere “sürdürülebilir kalkınma amaçları için dayanışmanın önemini” bir kez daha göstermekte.  Yaşadığımız bütün gelişmeler hayatlarımızın ne kadar kırılgan, herkesin birbirine ne kadar bağımlı ve sürdürülebilir kalkınma amaçlarının bir an önce hayata geçirilmesinin ne kadar önemli olduğunu gösterdi.

COVID 19 dünyanın sürdürülemezliğin çok önemli bir örneğidir. Virüs sadece ekonomilerimizi alt üst eden, bir çok can alarak, hayatlarımızı durma noktasına getirerek mahveden bir etken değil; ortaya çıkış sebebi itibarıyla doğanın, habitatların  tahrip edilmesinin, insan hayatına olumsuz etkisini göstermesi açısından çok önemli bir sonuçtur. Bu virüsün “at nalı” olarak adlandırılan vahşi bir yarasa türünden insana geçtiğine inanıyoruz.

Bilim insanları sadece COVID 19’un değil, son yirmi görülen SARS, Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS), Nipah virus (NiV), Influenza (grip) H1N1, Zika virüsü vb. virüslerin insanların doğayı tahrip ve yok etmesinin bir sonucu olarak ortaya çıktığını söylemekte. Doğal habitatlara çok tehlikeli bir bir şekilde müdahale ettik. Küresel zorluklarımız sadece bu hastalıklardan kaynaklanmıyor. Bu konudaki en önemli zorluk kuşkusuz yine insan faaliyetlerinin neden olduğu iklim krizi.

Bu yıl iklim değişikliği nedeniyle, Amerika Birleşik Devletleri’nde sıcak dalgaları yaşadık. Sellerin, büyük kasırgaların ve tropikal fırtınaların yanı sıra Pasifik Okyanusu kıyıları boyunca California, Oregon gibi eyaletlerde yangınları yaşadık. Türkiye ve tüm Doğu Akdeniz Bölgesi’sin de kuraklıklara, yangınlara, sellere bağlı doğal afetler ve krizler yaşadı.

Hayatlarımızı alt üst eden pandemi, iklim değişikliği vb. küresel, bölgesel, ulusal ve yerel sorunların çözümünde, 2015 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları önemli bir yol haritası oluşturmakta. Amaçlar hepimize, doğal dengesini bozmayacağımız, kaynaklarını ve biyolojik çeşitliliğini tahrip etmeyeceğimiz ve gelecek nesillerin de sağlıklı yaşayabileceği bir dünyanın sürdürülebilirliği için yeni bir anlayışa, yeni bir yaşam şekline, yeni bir ekonomiye geçmemiz gerektiğini söylemekte. Pandemi ülkelerimiz, toplumlarımız ve ekonomilerimiz arasındaki eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri bir kez daha gözler önüne serdi. Ekonominin işleyebilmesi için toplumun bir kesimi internet üzerinden neredeyse işine, normal hayatına devam ederken; önemli bir kesimi pandemi nedeniyle çok zor şartlarda yaşam mücadelesi vermekte. Çocukların bir kısmı güvenli olarak çevrimiçi derslerine devam ederken dünyanın pek çok noktasında çocuklar okula gidememekte. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları bu krizlerin üstesinden gelmek için küresel bir taahhüt, ekonomilerimizin adil ve kapsayıcı bir şekilde işlemesini sağlamak için ekonomik, sosyal ve çevresel boyutları içeren önemli bir çalışma planı. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, acı bir ev ödevi değil; daha adil ve kapsayıcı, sosyal, ekonomik ve çevresel olarak daha sürdürülebilir bir dünya için gerekli bir yol haritası.

Mücadele ettiğimiz dört çevresel kriz bulunmakta:

  1. Yeni hastalıklar,
  2. İnsan faaliyetleri sonucu meydana gelen iklim değişikliği,
  3. Biyolojik çeşitliliğin ve toprağın kaybı
  4. Olağanüstü kirlilik (kimyasal kirleticiler, plastik kirliliği vb.)

Bu dört çevre kriziyle hep birlikte ve kimsenin geride kalmayacağı şekilde mücadele etmek; herkesi, daha sürdürülebilir ve daha adil bir ekonomiye dahil etmek zorundayız. Kendi bölgesinde ve küresel ölçekte işbirliği yapmadığı sürece, hiçbir ülkenin tek başına sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşması mümkün görünmemektedir. Türkiye’nin büyük nehirlerini, batı asyadaki ortak sistemlerini düşünün. Komşular ile paylaşılan ekosistemler olarak Akdeniz’in ve Karadeniz’in karşı karşıya olduklar, küresel işbirliği gerektirimektedir. Türkiye Karadeniz’i korumak için her türlü önlemi alabilir ama komşu ülkeler Karadeniz’i kirletmeye devam ediyorsa; Türkiye’nin önlemlerinin ve çalışmalarının bir anlamı kalmaz. Türkiye iklim değişikliği ile mücadele etmek için gayret ederken; Amerika, Çin veya Avrupa bu konuda hiçbir şey yapmazsa, iklim krizine çözüm bulunamaz. Bu yüzden küresel işbirliğine ve özellikle iş dünyasının desteğine ihtiyacımız var  çünkü özel sektör, toplumun ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetlerin yanısıra, işveren olarak iş ve istihdam olanaklarını üretir. Dolayısıyla Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ekonomik, sosyal ve çevresel anlamda sadece hükümetlerin sorumluluğu olmayıp; iş dünyasının da sorumluluğudur. Artık günümüzde, bir işletmenin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarıyla uyumu, o işletnin uzun vadeli varlığı için hayati önem taşımaktadır.

İşletmeler, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını, Birleşmiş Milletler, Boğaziçi Universitesi gibi üniversiteler veya bilim insanları söylüyor diye değil; kendi işlerinin ve varlıklarının devamı için benimsemek durumunda zira Amaçlar, hepimize toplumların ve üretim yaptıkları pazarların gittiği yönü göstermekte.

Bir örnek vermek gerekirse; Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının Yedincisi olan “Erişilebilir ve Temiz Enerji Amacı” herkes için karşılanabilir, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye erişimi sağlamayı hedeflemektedir. Bu amacın altında,  7.a. bendinde, “2030’a kadar yenilenebilir enerjiyi, enerji verimliliğini ve gelişmiş ve daha temiz fosil yakıt teknolojisini kapsayan temiz enerji araştırmaları ve teknolojilerine erişimi kolaylaştırmak için uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi ve enerji altyapısı ve temiz enerji teknolojisi alanlarına yatırımın teşvik edilmesi” alt hedef olarak konmuştur. Bu alt hedef enerji piyasasını; kömür, petrol veya doğalgaz dediğimiz fosil yakıtlar yerine rüzgara veya güneşe dayalı yenilenebilir enerji teknolojileri konusunda çalışmaya itmektedir. Enerji piyasasında yer alan şirketler yenilebilir enerji konusunda önemli çalışmalar gerçekleştirirken; Doğu Akdeniz’de Türkiye, Yunanistan ve İsrail’in “doğalgaz kaynağının sahipliği için mücadele vermesi ve tartışması çok ironik bir durum. Gerçek şu ki doğal gaza ihtiyacımız yok; tam tersine Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının da işaret ettği gibi önümüzdeki dönemde daha sürdürülebilir bir dünya için, güneş ışığına, rüzgar gücüne, hidroelekrtrik enerjiye ihtiyacımız var. Güvenli ve temiz elektrik enerjisi, fosil yakıttan değil, tam tersine yenilenebilir enerjiden gelmektedir.  Bu nedenle iş dünyası anlamalıdır ki yön, “temiz, yenilebilir, güneş enerjisine, rüzgar enerjsine dayalı sıfır karbon ekonomisidir”. Enerji piyasasının yönü, temiz enerji üretimidir. Bu nedenle örneğin otomotiv sektörü de, enerji piyasasının bu yönelimi nedeniyle, fosil yakıtlı değil, yenilebilir enerji kaynağı kullanan araba üretimine geçmeyi planlamakta ve pazarı bu doğrultada geliştirmektedir.

Dolayısıyla sürdürülebilir kalkınma amaçları, iş dünyasına iş faaliyetlerini ekonominin gelecekteki yönüyle uyumlu nasıl hizalayacaklarına dair bir yol haritası sunmakta. Borsalar ve bankalar gibi sermaye piyasaları, finansal kurum ve kuruluşlar, Uluslararası Para Fonu’nun yıllık istişare toplantılarında ele aldıkları ülke değerlendirmeleri, gittikçe artan bir hızda  sürdürülebilir kalkınma amaçlarına dayalı bir puanlama sistemine tabi olmakta. Şirketler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına uyum sağladıklarını gösteren çok daha ayrıntılı sürdürülebilirlik raporları yayınlamak zorunda kalacak.

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu hale getirilmesi gerelen dört temel kriter olduğuna inanıyorum: İlk olarak, işletmelerin ürettiği, ürünler, mallar ve hizmetler sağlıklı olmalıdır. Bu ürünler çevreyi kirletmemeli, doğayı tahrip etmemeli, bağımlılık yaratmamalı, sağlığa  zarar vermemeli ve toplum için faydalı olmalıdır. İkinci olarak şirketler çevreye duyarlı ve sosyal açıdan güvenli üretim sistemine sahip olmalıdır. Bir başka deyişle şirketler, çevresel açıdan güvenli, sosyal açıdan da sürdürelebilir olmalı, çalışanlarına ve topluluklara adil yaklaşmalıdır. Uçüncü olarak, şirketlerin değer zincirindeki tedarikçilerinin ve müşterilerinin de Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda, faaliyetlerinde sürdürülebilir olmaları gerekmektedir. Dördüncüsü kanunlara uyan, vergilerini ödeyen, hükümetin içinden avantajlar elde etmeye çalışmayan iyi bir kurumsal vatandaş mısınız? Önümüzdeki dönemde daha çok şirket üretim hattı, üretim süreci, değer zinciri ve kurumsal vatandaşlık kriterlerine uyduğunu rapor etmek zorunda kalacak. Bugün İtalya Parma’da Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına uygun hareket etme kararı alan İtalyan şirketlerine hitap edeceğim. 2030  İklim güvenliği, ekonomik hayatın yenilenmesi, refahın sağlanması ve sürdürülebilir kalkınma amaçlarına uyum konusunda Regeneration for 2030 (için  2030 için Yenilenme) hareketi, bölgenizdeki diğer ülkelerin ve işletmelerin sürdürülebilirlik konusunda attıkları adımlara güzel bir örnek. Bildiğiniz gibi, Avrupa Birliği, Avrupa Yeşil Anlaşması’nı kabul etti. Avrupa Yeşil Anlaşması, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını ve Paris Anlaşmasını baz alarak COVID19’un verdiği zararları telafi etmek için önemli bir adım. Bu belge ile Avrupa 2050 yılı itibarıyla enerji sistemlerini karbonsuzlaştıracak. Türk dış ticareti Avrupa Birliği ile çok entegre. Avrupa Yeşil Anlaşması be nedenle Türk iş dünyası ve özellikle Avrupa ile ithalat ve ihracat yapan Türk işletmeleri için çok önemli. Başkanı olduğum Birleşmişi Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın Türkiye liderliğini başarıyla yürüten Boğaziçi Universitesi’ne bu girişime ev sahipliği yaptığı için çok teşekkür ediyorum. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Türkiye Ağı (UN SDSN Türkiye) ile birlikte yakın bir işbirliği içinde çalışıyoruz. Bu vesile ile Türk iş dünyasına şu mesajı vermek isterim: Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının uygulanarak geliştirilmesi ve Türk işletmelerinin bu konuda başarılı olması için UN SDSN Türkiye Ağımız aracılığı ile sizlere her zaman destek vermeye hazırım. Bizler Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanında da çok başarılı olmasını istiyoruz. Türkiye’nin fikirsel ve bilimsel alanda, teknoloji ve iş dünyasında başarılı bir dünya lideri olmasını arzu ediyoruz. Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma konusundaki başarısı hem Türkiye hem dünya açısından önem taşımakta.

Bugün bana bu fırsatı verdiğinizi için çok teşekkür ediyorum. Bu konferansın başarılı olmasını diliyorum. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın ve Paris Anlaşması’nın ilkelerinin yaygınlaştırılması için yoğun gayret içinde çalışan herkese çok teşekkür ediyorum.

Bir cevap yazın